
Tebliğler KB |
|
|
TAKDİM
Kimi zamanlar, kimi coğrafyalar, kimi insanlara ve toplumlara büyük
düşünmek ve yaşamak gibi bir mecburiyet yükler.
Bugün bizler bu tarih kesitinde, bu iklimde, bu toplulukla, böylesine
bir idrakle istikbale büyük bakıyoruz.
Büyük medeniyetlerin beşiği olan bir coğrafyada yaşamanın yüklediği ağır
sorumlulukla yapıyoruz bunu, insanoğlunun tarih içindeki "uzun ve çileli
medeniyet yolculuğuna" bizler de karınca kararınca katkılarda bulunalım
istiyoruz.
Asla günübirlik hedefler koymadık önümüze. Kısa, orta ve uzun vadede
gerçekleşmesini arzuladığımız büyük hedeflerle çıktık yola. Geriye dönüp
baktığımızda bunda da mahcup olmadığımızı gördük.
Merkezi yönetimlerin bu alanlardaki duyarsızlığı ile ilgilenmedik. Biz
bir Belediye olarak, yerel yönetimlerin de kültürel zeminde nitelikli ve
kalıcı örnek çalışmalar yapabileceğin göstermek istedik, hâlihazırdaki
mevcut imkânlarla gerçekleştirdiğimiz bu ve diğer çalışmalarımız, öyle
umut ediyoruz ki bu alanda kafa yoranların dikkatlerine ve ilgilerine
mazhar olacaktır.
Gelecek yıl (1999) Osmanlı'nın Kuruşunun 700. yılı olması hasebiyle
Ülkemizde yapılacak çalışmalar çerçevesinde III. Sempozyumumuzu, Osmanlı
Devleti'ne (Kültürü, Medeniyeti, Sanatı ve Bilimi) hasretmeyi
düşünüyoruz. Burumla ilgili çalışmaları başlattığımızı şimdiden
duyuralım.
Çok hızlı bir değişim ve dönüşüm geçiren dünyamız, adeta küçük bir köy
halini aldı. Herkes her şeyden az veya çok haberdar. Buna rağmen büyük
bir bilgi fukaralığı yaşandığı bir dönemdeyiz, "Bilgi" asıl
niteliklerinden ve gerçek konusundan uzak. Ne yazık ki cahilane bir
yanılsama ile malumat, bilginin yerine adayı Kavramların ve zihni
edinimleri müthiş bir karmaşaya duçar olduğu bir dönem. Hakikatle insan
arasındaki perdeler "Bilgi Çağı" denilen çağımızda birer birer kalkınası
gerekirken, bu perdeler ve mesafe artıyor. Her türlü tahakküm'ün
tasallut bire bir muhatabı olan fertler şaşkın vaziyetle
İnsanımız ve tüm insanlık ismi "Şatafatlı" olan, ama mahiyette büyük bir
çöküşü ihtiva eden "21. yy. Söylencelerim" dinlemekle meşgul. Peki, ne
yapmalı?
Kanaatimiz o ki, elinde insana (fert ve toplum planında) ulaşabilme
imkânı olan kuruluşlar (resmi özel) hakikatle ferdin arasındaki
mesafeleri ve perdeleri kaldırma iradesin ortaya koymalıdırlar. Bunu ne
pahasına olursa olsun yapmalıdırlar. Çünkü insanımız bunca yıldır
çektiği sıkıntıdan ve içine düştüğü umutsuzluktan çıkarmanın yegâne yolu
budur. Yani insanımıza kendi olmalığını, kimliğim, ona var oluş
gayelerim anımsatacak şeyleri sunmalıyız, işte bu anlamda bizler,
insanımızın bilgiyle (hakikatle) buluşmasının önünü açacak bu gayreti
ortaya koyuyoruz. Yaşadığı beldeyi, ülkeyi, coğrafyayı dün-bugün-yarın
konseptinde algılatabilecek bir bilgiler güldestesi sunuyoruz,
"Eyüp Sultan, İstanbul’un giriş kapısıdır. Taşıdığı görev itibariyle
kültürümüzü de önemli bir semboldür, Bizim medeniyetimiz, İstanbul'la
Eyüp Sultan’da buluşmuştur... Gerçekleştirdiğimiz sempozyum ve (onun
kitabı) sadece bir semtin tarihine ilgi duyanlar için değil, genel
anlamda şehir tarihçilerinin, İstanbul tutkunlarının
Osmanlı-Bizans, Genel-Türk Tarihi araştırmacılarımız da her zaman
başvurma ihtiyacı duyacakları bir köşe taşı olacaktır."
Bizler sempozyumu "yukarıda zikrettiğimiz gerekçelerle" yaptık. Artık bu
güzel toplantıda sunulan tebliğlerin yer aldığı kitapla karşınızdayız,
inşallah, her biri bir diğerine rüçhaniyet arz etmeyen çok değerli
tebliğler ve bunlarla ortaya konan düşünceler, gittikçe çoraklaşan
ülkemiz kültür iklimine (inşallah) bir çiğ tanesi gibi düşer. Çiğ
tanelerinin bir dere, bir akarsu, bir nehir olup, denize, oradan da
okyanusa dökülmeyeceğini kim söyleyebilir?
Hülasa olarak; çok değerli katkıları için muhterem hocalarımızı ve
araştırmacıları bir kez daha kutluyorum, Şükranlarımızı arz ediyorum.
Ayrıca emeği geçen arkadaşlarıma da bu güzel çalışma için teşekkür
ediyorum.
Ne diyelim, gayret bizden, başarı Allah'tandır. III. Sempozyum ve onun
kitabı ile tekrar buluşabilmek umuduyla saygılar sunuyorum.
Ahmet Genç
Eyüp Belediye Başkanı
|